Motosiklet Sürücülüğünde Sağlık Sorunları

Motosiklet Sürücülüğünde Sağlık Sorunları

Motosiklet Sürücülüğünde Sağlık Riskleri

Sıcak Havalardaki Riskler

Isı İle İlgili Rahatsızlıkların Dereceleri:

1. Derece Erken Uyarılar: (Derhal bedeninizi dıştan serinletin ve bol sıvı için)

• Baş ağrısı
• Yüzde kızarma ve terleme (arkasından kül rengi solgunluk ve terleme)
• Bacak ve mide krampları
• Mide bulantısı
• Baş dönmesi ve halsizlik
• Bitkinlik
• Az miktarda koyu sarı idrar (koyuluk)

2. Derece Yaşam Tehdit Altında: (Ambulans çağırın- kalbe elektroşok gerekebilir)

• Zonklamalı baş ağrısı
• Kırmızı, pancar gibi kuru cilt (terleme artık olmuyor)
• Vücut ısısı hızla yükselir
• Zihinsel durum değişir(şaşırma, koordinasyon eksikliği, reaksiyonlarda yavaşlama)
• Kusma
• Şiddetli kramplar
• Hızlı ve zayıf nabız atışı
• Hızlı, sığ nefes alma (nefes daralması)

Öncelikle Yapılması Gerekenler:

Kişiyi hemen gölge bir yere almak.
Soğuk su içine koymak, daldırmak. Bu imkân yoksa ıslak bezle baş, boyun ve bedenine özellikle eklem yerlerine soğuk kompres uygulamak. Vücudu hortumla ıslatmak.
Kişi ikinci derecede ise su içirmemek.
Tıbbi yetkililer gelmeden katiyen tıbbi bir madde, ilaç vermemek.
Yüzünü ve/ya da vücudunu alkollü maddelerle (kolonya vs) ovma net olarak yapmamak.

Sıcak havalarda yanlış miktarlarda ve zaman su içiminin yaratacağı en büyük risk su zehirlenmesi dediğimiz olaydır.

Hyponatremia: (Su zehirlenmesi)

Sebep: Hyponatremia kandaki sodyum seviyesinin düşmesi ile oluşan bir rahatsızlıktır. Su zehirlenmesi şeklinde de bilinir. Vücudunuzun elektrolit seviyesiyle bağlantılı olarak çok fazla su tükettiğinizin işaretidir. Oranlar yüksek derecede bozulmuş demektir.

Üç saat boyunca yoğun bir biçimde terlediğinizde, içme suyu bedenin gerekli suyu almasına yeterli olacaktır. Günlük gıda alımlarımız bize bu durum için yeterli elektrolit rezervini sağlar.

Fakat tüm gün boyu terlemeleri, üst üste her gün uzun süreler motor kullanımları su içimlerine ayrıca elektrolit alımları gerekir. Aksi takdirde hyponatremia olma riski vardır.

Terimiz tuz içerir, biz hem su hem de tuz kaybederiz. İlk birkaç saatin sonun da, vücudumuzda mevcut elektrolit seviyesi tükenir (terlemeyle atılır). Ağır su içimiyle ise seyrelir.

Eğer bu yönde devam edersek de kandaki sodyum seviyesini iyice düşürür ve bedenin ısı regülasyon sistemini bozarız.

Belirtiler: İdrar sararması belirtidir. Vücudunuz denge sağlamak için aşırı idrar atmaya başlar. Bu aslında bedenin size gerekli elektrolitler olmadan suyu kullanamayacağını söylemesidir. Bu durumda siz çok fazla idrar attığınız için durumun düzeldiğini zannedersiniz ancak tam tersi olmakta, bedenin kurumakta ve hyponatremiaya doğru gitmektesinizdir.

Kafein ve alkolün diüretik (idrar söktürücü) etkisi vardır. Bilhassa alkol beyin hücrelerini kurutur.

Normal gıdaların, özellikle muz elektrolit yönünden zengindir, dışında elektrolit tabletleri İdeal olan takviye biçimidir.

Hyponatremia çok tehlikeli bir durumdur. Beyinde tehlikeli şişmeleri oluşur zira artık hücresel su dengesini sağlayan sodyum seviyesi yetersizdir. Kesin bir tıbbi tedavisi de mevcut değildir. Ölebilirsiniz.

Not: İbuprofen ve Naproxen’in su içimi çok yüksek iken hyponatremia ye karşı vücut direncini düşürdüğüne dair deliller vardır.

Konuyu kısacası anlatırsak: Bu tehlikeli durumu engellemek basittir. Su ile beraber elektrolitleri de aldığınızdan emin olun. Nefesle ve terle attığınız su miktarını geri alacak kadar su için. Gereğinden çok su içmeyin.

Not: Elektrolitler vücuttaki yaşamsal birçok prosedürün düzenlenmesinde gerekmektedir. Elektrolitler; sodyum, potasyum, klor, magnezyum, kalsiyum, bikarbonat, fosfat, sülfat. Önemleri:Hücrelerin derli toplu çalışması için bunlar gerekmektedir. Bunlar kas, sinir ve beyin işlevlerinin su seviyelerinin düzenlenmesinde yaşamsal rol oynarlar. Kısaca suyun olması gerektiği yerde olmasını ve yapması gerektiği şeyi yapmasını sağlarlar. Bunları yönetirler. Vücudumuzun %60 ı sudur ve su yalnızca serinlemek için değildir. Hücresel sağlığımız için ve bedensel fonksiyonlarımızın olabilmesi için gerekmektedir. Yemeden birkaç hafta yaşayabiliriz ancak susuz birkaç günde ölebiliriz.

Su beden işlevlerinin olabilmesi için gerekmektedir. Elektrolitler bu kaynakla ne yapılacağını belirlerler. Örneklersek: Elektrolit seviyesi seyrelirse ya da yoğunlaşırsa beynimiz çekebilir yada şişebilir bu da kanaat fonksiyonumuzu engeller. Seyreldiği zaman canımızın istediği gıdalar ihtiyacımız olanlardır. Bedenimiz bizimle konuşmaktadır. Yoğunlaştığı zaman ise idrarla atılır.

1.Terlemek vücudun soğutma sistemidir. İstenilen sonuçları elde etmesi için vücudun suya ihtiyacı vardır. Gazlı içecekler makul olmaz.
2. Beden ısındığında kan damarları deriye daha çok kan basmak için genişler. Fakat ter çabuk buharlaşır ve deri kurur ve deri havadaki ısıyı emmeye başlar. Artmış olan kan dolaşımı kan basıncını düşürür. Kan beyin ve kaslardan çekilip deriye yönelir. Dış ısı vücut ısısından fazla olduğu içinde serinleme olmaz deri ısıyı emer ve içe yollar.
3. Kalp atışları yükselir. Nabız %50-70 hatta daha çok artabilir.
4. Isı krampları bacaklarınızda ve alt karın bölgenizde oluşmaya başlar. Bu vücut su ve elektrolit seviyenizin düştüğünü gösterir.

Önlemler:

• Yola çıkmadan bir saat önce yeterli miktarda su içiniz. Bunalma durumunda birden aşırı su içmeye kalkışmanız, vücudun suyu kullanma kapasitesinin belirli bir oranda olması sebebiyle kanınızı sulandırmaktan diğer bir işe yaramayacaktır. Su yada spor içecekler iyidir. Kahve, gazoz, kola gibi şekerli sıvıları tercih etmeyiniz. Her şahıs yanısıra en az 1 litre su taşımalıdır.

• Uzun kollu gömlek ve pantolonlar giyin. Cildiniz, başınız güneş ışınlarına direk temas etmesin. Çok sıcakta bütün vücudunizi ıslatın. Bira içmeyiniz. Bir tanesi dahi sizin görüşünüzü ve karar verme yetinizi olumsuz etkiler.

• 32Co derece üzerinde her an güneş çarpması dediğimiz olaya maruz kalabileceğinizi unutmayınız. Bu yüzden bu derecelerin üzerinde güneş altında kalmaktan kaçınınız.

SOĞUK HAVALARDAKİ RİSKLER

Soğuğa Bağlı Rahatsızlıklar:

Soğuk havada olaşabilecek rahatsızlıklardan başlıcalar şunlardır:

• Hypothermia.
• Soğuk ısırması (Buz yanığı).
• Soğuktan el ve ayaklarda oluşan şişlikler ve kızarıklar.
• Batma sendromu.
• Kar körlüğü.

Bunların her biri sizi zayıflatarak güçten düşürebilecek rahatsızlıklardır.

Hypothermia:
Bu genelde bedeninuzun iç ısısının çok düşmesi ile oluşan bir durumdur. Sadece soğuktan değil, fırtınalara,yağmur ve yüksek hızdaki rüzgarlara maruz kalmanız da bu duruma neden olabilir. Genelde 37 derece olan vücut ısısı ürettiğinden çok kayba uğradığında oluşan bir durumdur.
Belirtileri: Zihinsel faaliyetleriniz zayıflar, adalelerinizde kramplar başlar, kontrol edemediğiniz titremeler olur ve enerjiniz biter.

Buz yanığı:
Canlı hücrelerinizin donması ve kristalleşmesidir. Aşırı soğuk rüzgara direk maruz kalan cilt kısmında buz yanığı yada soğuk ısırması dediğimiz durumun oluşması bir dakikada da olabilir bir anda da. Isı kaybı kan dolaşımının telafi edebileceğinden çok fazla oranda hareketsizlik ve yoğun soğuk tarafından oluşturulur. Parmaklar, kulak ve yüz ilk önce etkilenen yerlerdir.
Belirtileri: Üşümek, ağrı, yanma ve takiben hissizleşme. Deri renginde solmalar.

Kızarmalar:
Çıplak derinin uzun zaman soğuğa maruz kalmasıyla oluşur.
Belirtileri: Deri kızarması, yanma, gerilme yada kaşınma. Sonrasında açık iltihaplı ağrılı yaralar dönüşme.

Batma sendromu:
10C ile 0C derece arasındaki derecelerde rutubete maruz kalınması ile oluşan durumdur. Soğuk hava kan damarlarını büzer.
Belirtileri: Parmaklar, kulaklar ve yüz de şişmeler ve beneklenmeler. Deri mavileşir.

Kar körlüğü:
Gözlerinizi yeteri kadar korumadığınızda kar örtüsünden yansıyan güneş ışıkları geçici ancak sancılı bir rahatsızlık yaratır.
Belirtileri: Kan rahatsız olan gözleri kapatır. Gözlerinizi sanki kumla dolmuş gibi hissedersiniz.

Önlemler: Soğuk havada sürüş yaparken gerekli giysileri giymeye dikkat ediniz. Yukarıda verilen soğuğa bağlı rahatsızlık belirtilerini bilerek birbirinizi kontrol ediniz. Aşırı sert rüzgarlı soğuk havalarda motor sürüşünden kaçınınız.

DİĞER RİSKLER

Kol Kilitlenmesi (Arm Pump) Sendromu:

16 yaşından büyük her krosçunun karşılaşacağı sinsi bir rahatsızlık olan bu kol kilitlenmesi rahatsızlığına sessiz katil denmektedir. Aşırı zorlanan kollardaki adalelerin şişerek toplayıcı kan damarlarına baskı yapması ve adrenalin fazlalığı sonucu toplar damarlar kollara atardamarlar aracılığı ile basılan kanı geri toplayamaz duruma gelmektedirler. Bu durumda kollarda meydana gelen aşırı kan toplanması sancılara ve daha ileri safhada kolların aniden felç gibi kilitlenmelerine neden olmaktadır. Bu rahatsızlık bir kere başladıktan sonra o bölgede yer ederek devamlı nükseder. Ağrısı insanı bağırtacak boyutlarda şiddetlidir. Krosçunun fizik kondisyonunu, motorsuz ve motorla yapılan sürekli ve derli toplu egzersiz ve sürüşlerle en üst seviyede tutması bu rahatsızlığın başlamasına önemli bir engeldir. Dağ bisikleti çalışmaları dünya standartlarında bir krosçunun antrenman programında yarıya yakın yer tutmaktadır. Koşu ve yüzme diğer tavsiye edilen çalışmalardır.

Fit olmayan yani aşırı kilolu kişilerin bu rahatsızlığa yakalanma oranları daha yüksektir. Bu yüzden kol ağrılarına dikkat etmek gerekir. Düzenli olarak sürüşler yapmak. Isınma hareketleri ve gerinme hareketleri yaptıktan sonra motora binmek, sürüş esnasında derli toplu nefes almak, sakin kalmak(kendini sıkmamak), bol sıvı almak, kolları sıkan giysilerden kaçınmak ve normal cadde sürüşlerinde mola vermeden aşırı uzun kullanımlardan kaçınmak gerekmektedir. Elciklerinde kişinin bedenine makul ayarlanmış olmalıdır. Gerekiyorsa elciklerin çapını küçültmek yararlı olabilir. Yukardan aşağı doğru eller omuzlardan kol ve bilek doğrultusunda devam etmeli, elciklerin yere paralel olarak ayarlaması ile kıvrılmamalıdır. Elcikler bu düşey doğrultunun devamı olarak ayarlanmalıdır. Ağrı halinde kollara masajda yararlı olmaktadır. Kolları dinlendirmek hatta gerekiyorsa sürüşü terk etmek gerektiği belirtilmektedir.

RAKİPSİZ İYİLEŞME PROGRAMI: UYKU

Uykunun lüzumsuz bir zaman kaybı olarak görülmesi basittir. İnsanlar önemli gördükleri işlerine daha çok zaman harcayabilmek için uykularından vazgeçmek eğilimindedirler. Ancak uyku insan sağlığı için oldukça önemli bir nedendur. Uyku sırasında insan bedeni adeta şarj olmaktadır dersek yanlış bir benzetme yapmış olmayız. Uykuda beyinlerimiz ve bedenlerimiz tamir koduna girer; hücreler daha süratli olarak bölünür ve artık maddelerden kurtullinkar. Kkatiyenrımız kendilerini tamir eder, bulaşıcılara karşı mücadeleler yapılır ve beyinlerimiz öğrendiğimiz bilgileri tasnif ederek dosyalar. Bilimin henüz uykunun yaraları konusu ile ilgili öğrenecek çok şeyi olmasına karşın uykusuz kalmanın zararları konusu ile ilgili aldığı yol daha çokdır. Sürekli uykusuz kalan insanlarda zaman içinde zihinsel ve fiziksel sağlık sorunları başlar.

Bir insan için yeteri kadar ahenkamış, uykusunu almamış olmak büyük problemdur. Yaratacağı bitkinlik duygusu trafik kazalarında alkolden sonra ikinci faktör olarak görülmektedir. Uykunuza beslenmenize verdiğiniz önemden daha azını vermemelisinizdir. Bu pazarlık konusu dahi edilemez. Düzgün uyku ahenkuyorsanız refleksleriniz zayıflar, yavaşlar, bilgiyi prosedüre prosedürünüz uzar, sağ duyunuz kaybolur ve hastalıklara daha basit yakalanır hale gelirsiniz.

Ne kadar uyku yeterli olacaktır?

Ortalama insanlara 8 saat uyku gerekmektedir. Ancak bazı insanlara 6 saat yetebildiği gibi bazılarına 10 saat uyku gerekebilir. Bunu anlamanın en iyi yolu birkaç gün yatağa erken girip uykunuzu almış, dinç bir vaziyette kendi kendine katlığınız süreye bakmaktır. Çalar saatlere bağlı insanlarda yeteri kadar uykunun uyunamadığı görülmüştür. Her akşam belirli saatlerde yatmakta karalı olmak ve kendinize yeterli bir uyku süresi vermek için kuşkusuz bazı etkinliklerden vazgeçmeniz gerekecektir.

Fiziksel olarak ağır çalışanlar, sporcular daha çok uykuya gereksinim duyarlar. Yoğun kas çalışmaları kaslarımızın kendilerini toparlaması ve daha da kuvvetlenmeleri için fazla uykuya ihtiyaç duyar.

Genelde insanlara 6 saatlik bir uykuyla günlerini geçirmeye çalışmaktadırlar yalnız her fert kendi süresini bularak bunu yine kendi fiziksel sağlığı için bir yaşam tarzı haline sokmalıdır. Sadece imtihana gireceğiniz günün bir evvelki gecesi yada yarışa giren bir sporcunun bir evvelki gecesi uykusunu almak için yatağa erken girmesi yararlıdır. Kendi sisteminize göre uyku düzeninizi ayarlamalı ve bunu sürekli olarak uygulamalısınız. Yatış saatinizin derli toplu olması önemlidir ve saat 22.00 ile saat 03.00 arasında uykuda geçmesinin insan hücreleri için özellikle önemli olduğu tıbbi otoritelerce belirtilmektedir. Bu size saçma gelebilir ancak bir süre sonra vücudunuzun size teşekkür ettiğini göreceksiniz.

Yatağa girsek bile uyku gelmiyorsa ne yapmalıyız?

Uyku zamanınıza en az 6 saat kala kafein almayı bırakınız. Televizyonda asabınızı bozacak haberleri yada uygulamaları seyretmeyiniz. Bilgisayar ekranına bakmayınız. Ağır yemek yemeyiniz. İçki (alkollü) almayınız. Alkol her ne kadar uykuya dalmanızı basitlaştırsa da uykunuzun derinliğini olumsuz etkileyen bir etkendür. Bu da uzun süre uyunsa da uykundan beklenen yararın görülmesini engeller. Şayet ertesi gün sizin için önemli bir konu varsa, sınav, yarışma o gece düzgün uyuyamamanız genellikle düzgün uyuyabiliyorsanız sizi fazla etkilemeyecektir. Ancak son gün derslerinize yada antrenmanlarınıza fazla yüklenerek gelişmelerinize kısa devre yaptırmayınız. Şayet o gün öğleden sonra aşırı uzun saatler yoğun bir çalışma temposu içine girmişseniz buda uyku düzeninizi olumsuz etkileyecektir. Genellikle sabahları, öğleden evvel çalışma temponuzu daha yoğun tutunuz.

Bir problem üzerinde takılarak bu konuyu zihninizde sürekli kurduğunuzdan uyuyamıyorsanız bu alışkanlıktan derhal kurtulmanız gerekir. İmtihan yada yarış önceleri insanların heyecanlarını yenemeyerek yaşadıkları bu olumsuz durum aslında kişi profesyonelleştikçe kontrol altına alınmalıdır.

Bunu yapabilmek için bazı rutin davranışlar tavsiyelebilir:

1. Akşam haberlerini izlemeyi bırakın. Yatmadan evvel televizyon izlemek uykuya dalmayı zorlaştıran bir etki olarak görülmektedir.
2. Kitap ya da magazin okuyunuz.
3. İnternetten çıkınız.
4. Hesaplarınızı, ödemelerinizi, kontrol etmeyi gündüz saatlerine bırakınız.
5. Bunlarda yarar etmiyorsa problemlerinizi bir kağıda yazın ve sonra üzerinde odaklanmadan altına bunlarla yarın sabah ilgileneceğinizi söyleyerek not koyun ve unutmaya çalışınız.
6. Bunlara rağmen uyuyamıyorsanız ve birde sabah erken saatlerde uyuyamamak gibi bir sorununiz varsa siz depresyondasınız demektir. Bir hekime müracaat ediniz.

UYKUSUZLUK

Yapılan resmi araştırmalara göre yollardaki ölümle sonuçlanan kazaların baş nedenleri arasında gelen uykusuz araç kullanımı alkollü kullanım nedeni ile oluşan kazalardan önde gelmektedir.

Uykusuzluk konusu ile ilgili yapısal olarak monoton sürüş olarak kabul edilen otobanlarda bu kazalar çok daha çokdır. Yüksek süratte olduğu için kazalardaki ciddi yaralanmalar artmaktadır. Ağır vasıtalar sayaçlarla kontrol altına alındığı halde binek vasıtalarında böyle bir kontrol mekanizması hala düşünülmemektedir.

Problem diğer yönden kısmen de bedenlerimizin belirli zaman uykuya uygulamaylanmış olduğundan kaynaklanmaktadır. Gece saat 02.00 ile 06.00 ararı en tehlikeli zaman içinder olmakla beraber oldukça az insanın bildiği öğlen vakti 12.00 ile 16.00 arası saatlerde kritik uyku saatleridir. Eğer ileri yaşlardaysanız ve ağır bir akşam yemeği yemişseniz bu durumu daha da kötüleştirecektir. Bu yüzden vardiyalı çalışan sürücüler uyku düzenleri değişeceğinden ağır risk altına girmektedirler.

Simülatör araştırmaları sürücünün gerçek ahenk sorunu başlamadan 40 dakika önce bunu hissetmeye başlayacağını göstermektedir. Maalesef bu durumda mola verip ahenk yerine onlar bu süreci sürüşe devam ederek geçirmekle kazaya davetiye çıkarmaktadırlar. Sürücülerin çoğu uykunun üzerlerine çökmeye başladığının farkındadırlar ancak fark edemedikleri şey o anlarda ne kadar kötü sürüş yaptıklarıdır. Ve bu yolla devamda bilinçli olarak ısrar ettiklerinde sürüşlerinin sonu birkaç mil ötelerindedir. Sürücülerin ahenk neticesi olan kazlara şahit olanlar kaza olmadan önce araçların çok yanlış bir biçimde kullanılmış olduğunu çoğunlukla beyan etmişlerdir. (Aşırı hız, yanlış sollama, zig zag lar, savrulmalar vs.).

Sürücülerin çoğu yorgunluklarının üstesinden pencereyi açarak yada müzik sesini yükselterek gelmeye çalışırlar. Ancak bu yolla yolda uykulu bir biçimde geçirilen her saniye çok uzun bir zamandır.

Uyku sersemliğine engel olmak için:

• Seyahatiniz boyunca her iki saate bir 15 dakika mola verecek biçimde yolculuk öncesi planınızı yapıp ihmal etmeden uygulayın.
• Uykunuz bastırdığında mola verip en az yarım saat uyuyun.
• Çay ve kahvenin uyarıcı etkisi geçicidir gerekiyorsa kestirme yapın.
• Eğer uyku bastırıyorsa güvenilir ilk yerde durunuz. Otobanda iseniz ilk benzin servis istasyonlarına varmayı beklemeden ilk çıkıştan otobandan çıkınız.
• Hemen durma imkânınız yoksa (mesela otoban kavşaklarında iseniz) temiz hava için pencereyi açınız yada vizörünüzü gözlerinizi korumasız bırakmayacak biçimde açınız. Az da olsa yardımı olur.
• Eğer gözleriniz kapanmaya ve başınız düşecek gibi olmaya başlarsa, otobanda dahi olsanız, acil durum hattını kullanın. Çünkü buda acil bir durumdur. Polis başınıza dert olmasın diye aracınızdan inin, lastikleri tekmeler gibi yapın, elektrik kesicisini kapatıp sanki motor çalışmıyormuş gibi marşa basın ya da araba ise kaputunu açın yada her neyse bir şeyler bulun ve bu yolla geçireceğiniz birkaç dakikanın da size uykunuzun açılması yönünde bir sonraki çıkışa varana kadar yararı olacaktır.

Sonuç olarak motor üzerinde uykuya dalınır mı diye soracak olursanız kendi tecrübelerimden söyleyeyim; EVET dalınır. Sıcak bir yaz günüydü saat 15.30 ve ben sabah 09.00 dan beri motor sürüyordum. Son yol çıkışını geçtiğimde benim gideceğim yere 20 km kalmıştı. Üzerime ölüm gibi çöken uyku tam burada geldi ve sürüşümün bozulduğunu fark ettim. Hareketlerim yavaşlamıştı ve kısa gidon hareketleri gitmiş geniş ancak ağır gidon hareketleri gelmişti, kamyonlara 5 metre yaklaştığımda yalnız yakınlığı algılayabilmek gibi algılamamda ve hareketlerimde bozulmalar başlamıştı. Kısa bir süre sonra orta şeridin üzerinde sağa sola sol sinyalim açık olarak gidip geldiğimi fark ettim ve hemen kenara çekip durdum. Kaskımı çıkarıp sağa sola yürümeler, zıplamalar yaptım, şarkılar söyleyip yüzümü tokatladım, yanımdaki suyla yüzümü ıslattım, derin nefesler alıp verdim ve bunlar beni gelecek çıkışa kadar sağ salim ulaştıracak dinçliği sağladı.

 

Kask Fiyatları

Eldiven Fiyatları

Mont Fiyatları

Sevebilirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir